Danıştay: Veri Analiz Raporundaki Kodlama Bilgisi Tek Başına Branştan Çıkarma İçin Yeterli Değildir

Av. Gökhan Aydın

Danıştay 2. Dairesi, 15.04.2026 tarihli, E.2026/596, K.2026/1839 sayılı kararı

Emniyet teşkilatında son yıllarda sık görülen uygulamalardan biri, özel harekat gibi branşlarda görev yapan personelin Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği'nin 10. maddesinin 7. fıkrasına dayanılarak branştan çıkarılmasıdır. Bu işlemlerin önemli bir kısmında gerekçe, FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında hazırlanan "Veri Analiz Raporu"nda personel hakkında yer aldığı ileri sürülen kodlamalardır. Danıştay 2. Dairesi, güncel tarihli bir kararında bu uygulamaya ilişkin önemli bir değerlendirme yapmıştır.

Arka Plan: 2024 Yılındaki Branştan Çıkarma Dalgası ve Temyiz Yolunun Açılması

2024 ve 2025 yıllarında, Veri Analiz Raporunda kodlama bilgisi bulunduğu gerekçesiyle özel harekat branşında görev yapan çok sayıda personel hakkında yoğun şekilde branştan çıkarma işlemi tesis edilmiştir. Bu işlemlere karşı açılan davalarda İlk Derece Mahkemelerinin önemli bir kısmı, idari ve asayişle ilgili zorunlu bir durumun somut olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle iptal kararı vermiştir. Ancak istinaf incelemesi aşamasında tablo değişmiş; Bölge İdare Mahkemelerinin neredeyse tamamı, Veri Analiz Raporunda personel hakkında kodlama bulunmasını branştan çıkarma işleminin hukuka uygunluğu için yeterli kabul etmiştir.

Bu uyuşmazlıklar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde temyiz edilebilir kararlar/davalar arasında sayılmadığından, aynı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca Bölge İdare Mahkemesi kararları kesin nitelikteydi. Bu nedenle konu uzun süre Danıştay denetimine taşınamamış ve Bölge İdare Mahkemelerinin yaklaşımı fiilen yerleşik uygulamaya dönüşmüştü. İlk Derece Mahkemesi iptal kararı vermiş olsa dahi, Bölge İdare Mahkemesinin bu kararı kaldırarak davayı reddetmesi halinde personelin başvurabileceği hiçbir kanun yolu bulunmuyordu.

Anayasa Mahkemesi, 27.03.2025 tarihli ve E.2024/189, K.2025/83 sayılı kararıyla, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrasının birinci cümlesini "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bularak oybirliğiyle iptal etmiştir. Mahkeme, Bölge İdare Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak işin esası hakkında ilk kez verdiği karara karşı temyiz yolunun tamamen kapatılmasının, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiğini tespit etmiştir. Kararda ayrıca, belirli konular dışındaki uyuşmazlıklarda temyiz yolunun kapalı olmasının içtihadın gelişmesine hizmet etmeyeceği ve içtihadı kısır bir alana hapsedebileceği vurgulanmıştır.

26.06.2025 tarihli ve 32938 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan bu iptal kararıyla birlikte, yayım tarihinden sonra verilen ve İlk Derece Mahkemesi kararını kaldıran istinaf kararları Danıştay incelemesine açılmıştır. Böylece Veri Analiz Raporuna dayalı branştan çıkarma uyuşmazlıkları da ilk kez temyiz incelemesine tabi tutulmuştur. İncelenen karar, bu süreçten sonra konuya ilişkin Danıştay tarafından verilen tarafımca bilinen ilk karar olması bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

Olay

Özel Harekat branşında görev yapan bir polis memuru, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 16.04.2024 tarihli işlemiyle, Yönetmelik'in 10/7. maddesi uyarınca özel harekat branşından çıkarılarak genel hizmet statüsüne aktarılmıştır. İşlemde herhangi bir sebep gösterilmemiş; idare, savunmasında işlemin bir "yönetim planlaması" olduğunu ve personelin özlük hakkı kaybına uğramadığını ileri sürmüştür.

Yargılama sırasında idare, işlemin asıl sebebi olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen FETÖ/PDY Emniyet Mahrem Yapılanması soruşturmasında "Garson" kod adlı gizli tanıktan elde edilen bilgilerle hazırlanan Veri Analiz Raporu'nu dosyaya sunmuştur. Raporda personel hakkında kodlamaları bulunduğu ve hassas birimlerde çalıştırılmamasının uygun olacağı belirtilmiştir.

Yargılama Süreci

Malatya 2. İdare Mahkemesi, 10/7. maddedeki yetkinin ancak "idari ve asayişle ilgili zorunlu bir durum" ortaya çıktığında kullanılabileceğini, somut olayda böyle bir durumun ortaya konulamadığını belirterek işlemi iptal etmiş ve yoksun kalınan hakların faiziyle ödenmesine hükmetmiştir.

Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi ise, personel hakkında devam eden bir soruşturma bulunmadığını kabul etmekle birlikte, Veri Analiz Raporundaki kodlamalar karşısında idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu kabul ederek davayı reddetmiştir.

Danıştay'ın Değerlendirmesi

Danıştay 2. Dairesi temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur. Kararda öncelikle, branştan çıkarmanın kural olarak birim amirinin gerekçeli teklifi, branş komisyonunun değerlendirmesi ve Genel Müdür onayından oluşan bir usule bağlı olduğu, 10/7. maddenin bu usulün aranmamasına imkân tanıyan istisnai bir hüküm olduğu vurgulanmıştır.

Somut olayda Daire şu tespitlere yer vermiştir: Veri Analiz Raporundaki kodlamaları doğrular nitelikte personel hakkında somut hiçbir tespit bulunmamaktadır; idarenin istinaf aşamasında sunduğu Havuz Sorgu Raporu'nda personel hakkında FETÖ/PDY kapsamında yürütülen bir soruşturma olmadığı görülmektedir; UYAP üzerinden yapılan incelemede de herhangi bir soruşturma veya kovuşturma kaydına rastlanmamıştır.

Bu tespitlerden hareketle Daire, somut ve güncel bilgi ve belgelerle desteklenmediği sürece Veri Analiz Raporunda yer alan kodlamaların tek başına branş değişikliği için yeterli veri olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir. Ayrıca personelin hizmette verimli olamayacağına ya da hizmeti olumsuz etkilediğine dair bir tespit de bulunmadığından, 10/7. maddedeki "idari ve asayişle ilgili zorunlu durumların ortaya çıkması" halinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Kararın Önemi

Karar, idareye tanınan takdir yetkisinin sınırsız olmadığını ve bu yetkinin somut, doğrulanabilir ve güncel olgulara dayanması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Daha da önemlisi Danıştay, Bölge İdare Mahkemelerinin büyük çoğunluğunun benimsediği "kodlama varsa işlem hukuka uygundur" yaklaşımını kabul etmemiş ve bu alandaki içtihadın yönünü değiştirecek nitelikte bir değerlendirme yapmıştır. Özellikle şu noktalar uygulama bakımından dikkat çekicidir:

Gizli tanık beyanlarına dayalı raporlardaki kodlamalar, başka bir somut delille desteklenmedikçe personel aleyhine sonuç doğuran bir işlemin tek dayanağı olamaz. Hakkında soruşturma veya kovuşturma kaydı bulunmayan personel yönünden, yıllar öncesine ait kodlamalar "güncel" bir zorunluluk olarak kabul edilemez. 10/7. madde, olağan branştan çıkarma usulünü devre dışı bırakan istisnai bir hüküm olduğundan dar yorumlanmalı; İdare, zorunlu durumun varlığını somut olarak ortaya koymalıdır.

Benzer şekilde Veri Analiz Raporuna dayanılarak branştan çıkarılan personel açısından bu karar, işlemin hukuka uygunluğunun sorgulanmasında önemli bir emsal niteliği taşımaktadır. Her dosyanın kendi somut koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini de hatırlatmak isteriz.

info@aydinlegal.av.tr
+90 312 478 00 00

Oran Mah. Kudüs Cad. No:6/1 İç Kapı No:15 One Tower Business Club Çankaya/ANKARA